Bir İstatistikçinin Evde Boş Geçen Günleri

 Bir istatistikçinin işten çıkarılma öyküsüyle başlıyor aslında süreç. Stajyer olarak girdiği, evrilip büyüdüğü, 3 senesini verdiği yerde; "küçülme" gerekçesiyle 25 kaderdaşıyla aynı anda işi bitiyor. Tazminat, maaş içeride ne hakkı varsa verildiğine sevinerek, hergün gezerek geçiyor ilk 2 haftası. Bu arada gelecek günleri için de güzel planlar yapıyor. Üçüncü hafta itibariyle iş aramaya koyuluyor. Başarısız sonuçlanan 2 görüşmenin ardından pes etmiyor. İstediği pozisyonlarda çalışmasındaki en büyük engelin İngilizce olduğunu gördükten sonra kursa yazılıp, alese de hazırlanacağını söylüyor. 

 Tabii tüm bu planları çok güzelken "ev-kızı" olmanın baskısı oluyor üzerinde. Anne sorunsalı, mahalle baskısı, Türk örf ve adetlerindeki ev-kızı modeline daha da uyması gerektiğini hatırlatıyor. Çalışırken en geç 7 de ayakta olan genç kızımız evde olduğu ilk günler sabahları alışkanlıktan çok uyuyamıyor. Ancak ev-kızı pozisyonunda olunca gece 12de uykusu gelip, öğlen 11'e kadar uyanmak bilmiyor. Sonrasında kahvaltı muhabbeti ve mutfak toplama seansı. Daha sonra ise ev işini en değerli iş olarak gören ev-hanımı annesiyle mukaddes ev işlerine başlıyorlar. İlkten annesiyle ev işi konusunda başa çıkmaya çalışan ev-kızımız 1 ayın sonunda annesi gibi hergün ev süpürülmesinin normal birşey olduğunu gösterircesine günde 3 saat ev işi yapıyor annesiyle. 

 İkten düzene karşı geliyor anlayacağınız, değiştirmeye çalışıyor, annesiyle fena çatışıyor. Ancak düzen annesinin düzeni, kadın evde iktidar, ev halkı "evet" oyunu basmış(!). Evde annesi tarafından bastırılıyor anlayacağınız. İş ortamında ısrarlı, hırçın, gözü kara, istikrarlı ve başarılı bir iş kadını olarak dolaşan kızımız evde bu şekilde değişiyor. 'Ben burada yaşayamıyorum, yolları ayırmanın vakti geldi.' diyemediği için de olabilir bu değişme. 3 kişi çalıştıkları kübiğinde bile istediği zaman yalnız kalıp, kafa dinleyebilen kızımız 7 odalı evde bunu başaramıyor. 

 Birde üstüne sevgili sorunsalı çıkıyor. Tam ihtiyacı olduğu, en daraldığı zamanda yanında olmayan sevgilisiyle araları iyice açılıyor... (Bu konuya devam etmeyeceğim)

 İçini dökeceği bir çok kişi varken etrafında kimseyle konuşmak istemiyor. Sadece uyku zamanında uyumak, ev işi zamanında iş yapmak istiyor. Eskisi kadar dışarıda olmak istemiyor. Kitap okuyamıyor, test çözemiyor, birçok şeyi yapmak istemiyor. Yanında olmak isteyenleri kırdığının farkında olup maaselef onlarla takılmak istemiyor.

 Sadece güzel, kafasına göre bir iş bulduğunda kendisine gelecek olan bu kızımız şuan sadece İngilizce kursundan zevk alıyor. Belki de o kadar tanımadığı insanlara o kadar bilmediği ve öğrenmeye çalıştığı bir dilde konuştukları için olabilir. 

 

Son Söz: 

Çok güzel başlayıp bitiremesem de yazımı, içimi döktüğüm için mutluyum. İşsiz kalmamın, işsizken bu kadar sıkılmamın tek nedeni başta anlattığım gibi stajyer olarak girdiğim yerde devam edip, mutlu mesut, kesintisiz ve çok yoğun şekilde 3 sene çalışmış olmam. O kadar yüklü bir tempodan çıktıktan sonra evde olan biten sıkıntılar, anneniz tarafından çok abartılan dertler size çok saçma ve basit geliyor. İş yerinde yaptığınız gibi olaylara bir yol bulmaya çalışıyorsunuz ama beraber çalıştığınız insanlar kadar geniş ufuklu olmayan ebeveynlere sahipseniz onların dediğine sadece "he" deyip sakince beklemek geliyor elinizden. Çünkü hiç bir zaman çalışan kadın ile çalışmayan kadın aynı pratiklikte olmayacak ve hep farklı düşünecektir. 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !